Kim Seni Kendinden Çok Sever?

Her ne kadar, bir hayvan türüne bu denli büyük bir değer vermek bazen çoğumuzu düş kırıklığına uğratsa da. Amerikalı mizah ustası Josh Billings’in köpekler hakkında yaptığı bu tespitin doğruluğu yadsınamaz. Evcil hayvanlarınız can dostunuzdur. Özellikle de bir köpek, sahiden de sizi sizden çok sevecek tek canlıdır.

Bir köpek dünyada sizi sizden daha çok sevecek tek canlıdır.

Josh Billings

İnsan doğası tarih içerisinde şekillenirken her zaman tam da istediğimiz gibi değişip dönüşmedi. Yeryüzünde yaşayan diğer canlıların güzel özelliklerine de sahip olabilseydik, bu gezegen mutlu anların ve anıların paylaşıldığı bir cennet gibi olabilirdi. Fakat, bu mümkün değildi. Biz yalnızca insan olabildik. Kaybederek, terk ederek, kıtalar arası savaş ilan ederek, yıkarak ve yok ederek… İnsanlık tarihinin bu çağına geldiğimizde ise yabancılaşma başladı. Çağımızın hastalığı, bilinçli olarak yalnız kalma çabası. Bu da insanın günlük hayatını onunla paylaşacak evcil hayvanları elzem hale getirdi: bir insan ve bir hayvan birleşiminden oluşan yeni bir yaşama biçimi.

Konu evcil hayvanlar ve sadakat olduğunda hepimizin aklına ilk elden köpekler gelir:

“Köpekler, en sadık canlılardır.”

Köpeklere yakıştırdığımız bu özelliği kendimize yakıştıramadık. Acılı ve sevinçli günlerin gecesinde dost ve sıcak bir soluk hissedemedik ensemizde. Biz de bu dostluğu ve samimiyeti çok gördük sevdiklerimize. Birbirimizden sakındığımız tüm bu güzel duyguları, hiçbir karşılık beklemeden bize veren köpekleri yanımızda tutmaya ve onlara sahip olmaya başladık. Kendimize duyduğumuz saygıyı ve (belki de çok az kalmış olan) sevgiyi kaybetmemek adına birer köpek edindik; yalnızlığımızı, keşkelerimizi, ağrılarımızı unutturabilecek soylulukta olabildikleri için.

evcil hayvan, köpek
evcil haycan, can dostu, köpek

Özgürlük kavramını zihnimizden iyice uzaklaştırdıktan sonra kedileri suçladık, onlar nankördür diyerek. Ozanlara, yazarlara ve ressamlara ilham olmuş; hikâyelere, menkıbelere ve efsanelere konu olmuş bu canlıyı uğursuz belledik hiç çekinmeden. Kediler nankör değildi oysa. Yalnızca, özgürlüklerinden ödün vermeyi reddeden bir doğaları vardı binlerce yıldır. Ve hiç değişmediler, bizim tüm çabalarımıza inat. Kedilerin aksine biz insanlar; para kazanmak, eşya edinmek, statü sahibi olmak gibi gelip geçen uğraşlar adına, korumamız gereken olumlu kişilik özelliklerimizi satılığa çıkardık. Artık özgür değiliz, zaten hiç nankör olmadık(!) ama gün be gün azaldık.

Kuşlardan Uçmayı Öğrendik, Peki Köpeklerden?

Bilimsel araştırmalar gösteriyor ki evde evcil hayvan beslemek, merhamet duygusunu artıran, depresyonu azaltan, sorumluluk bilincini geliştiren, bazı hastalıkların (Alzheimer, otizm gibi) ilerlemesine engel olan yahut ilerlemeyi yavaşlatan fizyolojik ve ruhsal bir tedavi ve terapi işlevi görüyor.

köpek, sadık dost.

Yaklaşmakta olan bir depremi önceden hissedebilen bu sıra dışı canlıların yapabilecekleri, elbette bunlardan ibaret değil. Çoğumuz, sahibinin meme kanseri olduğunu ısrarla göğsünün üzerinde sızlanarak anlatan ve onu doktora götürmeye mecbur kılarak bir insanın hayatını kurtaran o kedinin öyküsünü çoğunuz duymuşuzdur. Hatta, hayata gözlerini yeni açmış kedi yavrularına sütünü esirgemeyen anne köpeğe şahit olmuşuzdur. Hangimiz yapabilirdik tüm bunları? Bir şans verilseydi her birimize şayet, hiçbir karşılık beklemeden canımızdan can verir miydik? Kendi adıma, bu sorunun yanıtını bildiğimi düşünüyorum. Öyleyse, şimdi hepimiz için aynaya bakıp kendimizle yüzleşme zamanıdır.

Kendi yapıp ettiklerimiz sonucunda sevmeyi unuttuk. Şimdi evcil hayvanlarımızın yardımıyla sevmek ve sevilmek duygusunu hatırlamaya çalışıyoruz. Oysa hiçbir zaman onlar gibi fedakârlık göstermeye razı değiliz. Onlar kadar sadık değiliz sevdiklerimize. Ama olabiliriz, yalnızca bir yürekli olmak gerekiyor.

Kedilerden ders alarak, onların kendi özgürlüklerinden taviz vermemelerini gözlemleyerek birlikte yaşadığımız insanların kendi seçtikleri yolda özgür kalma isteklerini anlayabiliriz. Kirpilerin birer gece yolcusu olduğunu öğrenebilirsek, daha duyarlı olabilir ve geceleri gözlerimizi dört açabiliriz bir canlının hayatını erkenden sonlandırmamak için. Rengârenk tüyleri ve büyüleyici sesleriyle kuşları kafeslere tutsak etmezsek, bizler de kanat takıp uçtuğumuz cesur düşler kurabileceğiz. Ve alakargalar kadar inatçı bir tutku ile meydan okuyabileceğiz kentin kargaşa ve gürültüsüne.

Gabriel Garcia Marquez’in, ezber bozan şu cümlesini sakın ola unutmayın:

Bu dünyada bir insan olabilirsin, ama birisi için bir dünya da olabilirsin.

Gabriel Garcia Marquez

Karşılık beklemeden sevin ve hep dostça kalın…

Erkan DİŞOĞLU

Dostlarınızla olan anılarınızı, düşüncelerinizi aşağıda yorumlarda görmekten mutluluk duyarım.